Насловна

SUSMAĞA KARŞI

Е-пошта Печати PDF
Adım adım Makedonya’yı, faşizmin yeniden doğmasına elverişli, verimli toprağa dönüştürdüler. İktidarın açıkça eleştirilmesini yasakladılar. Ortaya yarı polis birlikleri çıkardılar. Marjinalleşmişlere karşı, ksenofobi, ırkçılık ve ayrımcılık duyguları yarattılar. Saf genetik etnik köken inancını geliştirdiler. Kadınları, doğurma makineleri ilan ettiler. Gizli ittifak kuramlarıyla zehirliyorlar.
Her zaman suçlu olanlar, kahrolası Yunanlılar, orospu Avrupa, haksızlık yapan Batı, “komuncular”, “Ulah lobisi” ve şimdi de  Fuere’ dir. Devlet propagandası, kitleyi kontrol eden enstrüman oldu. Bireyselliği ve eleştirisel düşünceyi aforoz ettiler. Yeni ayırımlar ve çatışmalar için tohum ekmektedirler. Ülkeyi korkuyla sardılar.

Kendisini “Makedonya’ nın son umudu” olarak ilan eden aklını kaybetmiş dük yüzünden, Makedonya çile çekmektedir. Makedonya, yağma yapmak amacıyla,  dükün megalomanisini ve halkın hayal kırıklığını besleyen  “aile” ve vemereonun entrikacılar zümresi tarafından çile çekmektedir. Çalıp çırpıp, çaldıklarını yurt dışına aktarmaktalar. Fakat Makedonya en fazla, susan ve “Rönesans” adlı sessiz filmde statist rölünde olanlardan dert görmektedir. Güya “vatandaşlar”, kafeteryalarda uyuklayarak gün geçirir ve susuyorlar. “Yeniden doğmanın”, “bozguna” dönüşmesini seyrediyorlar.  Faşistler etrafımızda, antifaşistler nerede?                        

İş adamları susuyor. Yeni millileşmeler konusunda susuyorlar. İki katlı Çin otobüsleri ihalesi konusuda susuyorlar. “Svedmilk”’ te yapılan soygun hakkında susuyorlar. Helikopterler konusunda susuyorlar. Elektrik enerjisi hakkında susuyorlar. İhaleler konusunda susuyorlar. Susuyor ve şantajcı zorba üçlülerinin, onların kapılarını çalmayacağına boşuna umut ediyorlar. Oysa, her gün kapıları çalıyorlar. Şantaj ve zorbalık yapıp, gasp ediyor ve herşeye el koyuyorlar.  

Enteller susuyor. Profesörler, doktorlar, yazarlar, gazeteciler, mimarlar, sanatçılar, komutanlar ve başpiskoposlar susuyor. Balıklar gibi susuyorlar. İhalelere umut bağlamışlar. Kariyer ve aileleri varmış. Kooperativçiler, işbirlikçiler, kvislingler. Haykıracak yerde- mırıldanıyorlar. Gruevciler iktidarını eleştirdiklerinde mırıldanır, övdüklerinde kükrüyorlar.

Bir grup Yunan kabadayısı, Yunanca- Makedonca sözlüğü tanıtımını engellemeyi denediğinde, onlar bir ağızdan ve açıkça, faşist, neonazi ve vandal olarak etiketlendiler. Siyasetçiler, entelektüeller ve gazeteciler, kabadayıların bulunup cezalandırılmaları istemlerinde yarıştılar. Bizim “son umudumuz”, bunun Yunan demokrasisi için büyük sorun teşkil ettiği değerlendirmesinde bulundu.

Strugada “gemiciler” tribünü, bir grup makedon kabadayısı tarafından engellendiğinde, bunu sipariş edenlerin faşist, neonazi ve vandal olduklarına dair tek ağızdan bir kınama yapılmadı. Hiç kimse, zorbalığı önlemesi gereken polisin nerede olduğunu  açıkça sormadı.

“Kendiliğinden” aklını kaybeden grup,  Üsküp meydanındaki sakin gösteriye müdahale ettiğinde, faşizm olayı diye beliren değerlendirmeler, siyası açıdan dürüst omayan, yersiz ve aşırı olarak eleştirildi.  

“Sorosoidler”, “murtatlar”, “ödenmişler”, “ibneler”- seyircilerin kulaklarına hoş gelen sözlerdir, fakat “faşistler”- müsade edilemez! Tartaklayıcıları depresyona iter ve suskunların kahvesine acılık katar.

Bizde ikili standartların yürürlükte olduğu besbelli. Yunanistan’da faşizm olarak gördüğümüz olguyu, bizde vatanseverlik olarak kutluyoruz.  Makedonya zorbacı bir ülke oldu. Devlet kuruluşları, zorbacılığı savunur oldular. Halk savunucusunun gözleri kör, Meclis ise kendi insan hakları komisyonunun kararlarını külle örtbas etti. İçişleri Bakanlığı en ileriye gitti. Korkulacak derecede trajik olmasaydı, “kavga, bağrışma ve uygun olmayan davranışla” asayişi bozmakla kabahatlı gösterilen protestoyu örgütleyenlere karşi yapılan suç duyurusuna gülecektik. Sonunda, asayişi koruma adına, zorbacıların protestocuları dövdükleri sonucuna varılacak!

Devletin ismi konusundaki anlaşmazlıkta uzlaşmanın sağlanması adına açıkça çaba gösterenler, biz “gemiciler” de dahil, gruevciler tarafından ele verenler ve para alanlar olarak ilan edildiler. Fakat, hayret, çok zaman geçmeden, devletin gruevist cumhurbaşkanı da “akılca bir uzlaşma”dan yana oldu, fakat rejimin megafonları onu murtat ilan etmedi. İvanov’un gecikmiş akıllıca davranışını uysallıkla kabul ettiler. Kaçınılmaz olana halkı hazırlamak gerektiğine dair VMRO-DPMNE’nin genseği tarafından imzalanan direktif uyarınca saf aldılar. Dükün suçsuzluğunu koruyarak, halkı aylarca aldattıktan sonra!

“Genişletilmiş ve ilave edilmiş”, yeniden doğuş bize nekadara mal olacak? Mali ve siyasi zararları hesaplayabilecek yiğit çıkacak mı? Makedonya’nın mali, siyasi ve ahlak iflasını? Vatanseverlik olarak kamufle edilen soygunculuğa katılanların ve işbirlikçilerin sorumluluğunu kim tanımlayacak? İlk “yenidendoğmacı” gerçeğini saptıran, daha sonra Avrupa sorularından sorumlu başbakan yardımcısı  olan, istifasını sunup ortadan kayboldu. Sonbaharda kaçınılmaz başımıza gelecek  olan çökme ve iflas ve düne kadar söylediği yalanların sorumluluğundan kaçtı. “Yeniden doğuş” gemisinden kaçanlar listesi acaba ne kadar uzun olacak?
Tanrı ve İskender hariç, kendisini hiçkimseyle denk görmeyen  dükün bilgeliğini dile getiren koroyu yönetecek birisi kalacak mı, ne zaman batacak bizim Titaniğimiz ve biz de onunla beraber?

Üsküp, 8 Temmuz 2009